Jinekolog Prof. Dr. Önder KoçYORUMLARMENÜ

Tüp Bebek Tedavisinde Yeni Gelişmeler

Tüp Bebek Tedavisinde Yeni Gelişmeler

Tüp Bebek Başarısını Etkileyen Faktörler ve Yeni Gelişmeler

Tüp bebek tedavisindeki en son yeni gelişmeler, stratejiler ve uygulamaların bazılarına ilişkin yaklaşımları ve bu gelişmelerin IVF sonuçlarında iyileşme sağlayıp sağlamayacağını gözden geçirdiğimiz bu yazımızda güncel uygulama rutinine girmiş uygulamaları bulabilirsiniz.

Yardımcı üreme teknolojileri (ART) yada tüp bebek için artan talep ve kriyoprezervasyon (dondurma) tekniklerindeki gelişmeler, kısırlık tedavisindeki bilimsel ortamı yeniden şekillendirmektedir. Tüp bebek tedavisi kararı toplumdaki değişiklikler ve doğurganlığı koruma arzusunun ve fırsatının artmasının bir sonucu olarak genişlemektedir.

Bu konuda örnek verecek olursak ileri yaşta gebe kalma şanslarını artırmak isteyen kadınlarda “sosyal” nedenlerle veya tıbbi nedenlerle sitotoksik antikanser tedavisinden önce yumurtalarının dondurularak korunması gibi işlemler öne çıkmaktadır.

Tüp bebek ilaç protokollerindeki ve işlemlerinde değişiklikler ve artan tecrübe, son zamanlarda daha verimli yumurtalık uyarılma protokollerinin geliştirilmesini tetiklenmiştir. Bu ilaç protokolleri arasında GnRH antagonist protokollerinde gonadotropin salgılayan hormon (GnRH) agonist tetikleyicileri kullanımı ve sonrasında değiştirilmiş luteal faz desteği kullanımı kabul görmüştür. Diğer önemli bir gelişme geleneksel yavaş dondurma yöntemine alternatif olarak yeni dondurma (vitrifikasyon) yöntemlerinin kullanımının yaygınlaşmış olmasıdır.

Tüp Bebek Tedavisinde Yeni Gelişmeler

Tüp bebek tedavisinde yeni gelişmeler ile tüp bebek sonuçlarını etkileyebilecek faktörler giderek daha iyi anlaşılmakta, buda tedavi sonuçlarında sürekli iyileşmeye yol açmaktadır. Tüp bebek tedavi sonuçlarını etkileyen önemli faktörler arasında anne yaşı, luteal faz progesteron seviyeleri dışında sperm DNA fragmantasyonu, vajinal ve endometriyal mikrobiyom gibi yeni tanınan faktörler bulunmaktadır.

Dondurulmuş çözülmüş bir embriyodan ilk insan hamileliği 1983'te ve ilk canlı doğum 1984'te elde edilmiştir. Taze embriyo ile yapılan bir tüp bebek tedavisinde üretilen tüm kaliteli embriyoları dondurarak saklama ve bu embriyoları sonraki doğal veya yapay olarak hazırlanmış döngülerde transfer etme stratejisi, bir “hepsini dondur” stratejisi olarak belirlenmiştir.

Alternatif olarak "sadece dondurma" olarak adlandırılan bu yöntem ilk olarak 20 yıldan fazla bir süre önce ortaya çıktı. Bu konudaki ilk çalışmalar yumurtalık hiperstimülasyon sendromundan (OHSS) kaçınmak için implantasyonun ertelendiği protokollerde yapılmıştır.

Dondurma protokolleri preimplantasyon genetik testlerinde (PGD) giderek daha fazla kullanılmaktadır. Elektif embriyo dondurmanın ve ertelenmiş embriyo transferinin öncüleri, in vitro fertilizasyon (IVF) tedavilerinin "segmentasyonu" terimini uygulamışlardır; burada yumurtalık uyarımı ve oosit / embriyo geri kazanımı, sonraki embriyo transferi sürecinden ayrı zamanlarda gerçekleştirilmektedir. Belki de tüm süreci daha iyi tanımlayan yeni bir terim seçilmiş dondurulmuş embriyo transferidir (eFET).

Taze ve donmuş embriyo transferlerinden üreme sonuçlarının nasıl optimize edileceğini ve “tümünü dondur” prosedürünün nasıl uygulanacağı ve kişiselleştirileceğini, hangi hasta popülasyonlarının veya durumlarının bu stratejiden yararlanabileceğini gösteren klinik veriler yıllar içinde artan tecrübe ile elde edilmiştir.

Tüp bebek transferinde dondurulmuş embriyo transferi gerekli midir?

Tüp bebek transferinde tüm embriyoların dondurulup ve sonraki siklusda çözülerek transferi gerekli midir sorusu son yıllarda çok ciddi bir bilimsel tartışma konusu olmuştur.

Seçilmiş dondurulmuş çözülmüş embriyo transferi stratejisi, birkaç büyük çalışmada taze embriyo transferiyle karşılaştırılmıştır; bunların arasında, donmuş embriyo transferinin taze embriyo transferine göre önemli ölçüde üstün bir faydasının yalnızca;

  • PKOS'lu kadınlarda,
  • İlaca yüksek yanıt verenlerde,
  • Eşlik eden tubal ve endometrial patolojisi düzeltilecek hastalarda,
  • PGD ile genetik araştırma,
  • Embriyo gelişimi ile endometrium kalınlık artışının uyumunun sağlanması için önerilmiştir.

PKOS lu ve ilaca yüksek yanıt veren hastalarda embriyo dondurularak yüksek östrojenin endometriuma verdiği hasar önlenmiş olur.

Yumurtalık stimülasyon prosedürü sırasında endometriyal poliplerin veya bir hidrosalpinksin varlığı, uterus da embriyo tutunmasını etkileyebilecek başka bir senaryodur ve geçmişte bozulmuş veya iptal edilmiş bir ART döngüsü ile sonuçlanırdı. Kriyoprezervasyon ile, embriyoların dondurulması, problemin düzeltilmesi ve dondurulmuş embriyonun sonraki bir döngüde aktarılmasıyla komplikasyonun üstesinden gelinebilir.

Dondurulmuş embryolarda 5. Gün alınacak trofoektoderm biopsileri ile sağlıklı embriyo seçimi yapılıp, transfer bir sonraki adet döngüsünde güvenle yapılabilir.

Yavaş gelişen embriyolarda başarılı bir embriyo transferi ve implantasyonu, embriyo olgunlaşmasının endometrium alıcılığı ile senkronize bir aşamada olmasını gerektirir. 5. güne kadar embriyo gelişimi blastosist aşamasına gelmeyen hastalarda transfer gecikir; 6. günde implantasyon oranları 5. gün transferle karşılaştırıldığında % 15-18 daha düşüktür.

Alternatif olarak, embriyolar dondurulur ve sonraki adet döngüsünde transfer edilirse, kalınlaşmış bir endometriyum ile az gelişmiş bir embriyo arasındaki uyumsuzluktan kaçınarak sonuçlar taze transferle karşılaştırıldığında daha iyi olacaktır.

Olgun yumurta sayısını ve yumurta kalitesini nasıl artırıyoruz?

Tüp bebek ile ilgili dondurma işlemi için kullanılan yumurtalık stimülasyon protokolünün güvenli, uygun olması ve maksimum yumurtalık cevabı yaratması gerekir. Doğru protokol seçimi yumurtalarını dondurmak için kanser kemoterapisinden önce tek şansı olan kadınlar için özellikle önemlidir.

Tüp bebek uygulamalarından elde edinilen deneyimler, GnRH antagonist protokolünün ardından bir GnRH agonisti tetiklemesinin kaliteli yumurtalar elde etmek için en kısa, en güvenli ve en uygun stimülasyon protokolü olduğunu ve bu hastalarda maksimum yumurtalık cevabı yaratabileceğini göstermektedir.

En yüksek kalitede olgun yumurta oranına ulaşmak için hangi folikül büyüklüğünde yumurtlama iğnesinin yapmalıyız?

Tüp bebek tedavisi uygulamasında yumurta toplama öncesi çapı 12 ile 19 mm ye ulaşmış foliküllerin yumurtlamanın GnRH agonisti ile tetiklenmesi ile olgun yumurtalar verdiklerini ve bu yumurtalardan en yüksek kalitede embriyolar oluştuğu görülmektedir.

Hasta takibinde optimum folikül boyutunu ve tetikleme gününü dengelemek kritik bir karardır, çünkü tetiklemede bir gecikme, taze embriyo transferini takiben implantasyon oranlarını düşürdüğü bilinen serum progesteron yükselmesine yol açabilir. Bu nedenle yumurta toplama günü yaklaştığında hastalarımızı daha sık ve yakından takip etmekteyiz.

Tüp bebek tedavisi güncel bilimsel veriler ışığında Pro.f Dr. Önder Koç kliniğinde yapılmaktadır. Tüp bebek tedavi seçenekleri ve randevu için bize ulaşabilirsiniz.

TÜM GÖRÜŞLER
Prof. Dr. Önder KoçJinekolog Prof. Dr. Önder KoçKadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Jinekolog Prof. Dr. Önder Koç
Whatsapp: 0505 287 4333